Menu

DUYGUSAL ZEKA : Başarı İçin Önemli Bir Araç

Rukiye Aydın 3 yıl önce 0 82

“Duygusal Zekâ” kavramı ile tanışmam üniversite yıllarında hazırladığımız bir proje ile olmuştu. Duygusal Zekâ kavramı ülkemize yeni yeni girmeye başlamış, Türkçe yazılan kaynaklar ise bugünkü seviyede değildi. Bu nedenle bu kavramı araştırarak bir çalışma ortaya koymak litaratür için anlamlıydı.

Araştırmayı detaylandırıp üniversite öğrencilerinin akademik başarısı ile duygusal zekâ arasındaki ilişkiye odaklamıştık. Akademik başarısı olan kişilerin duygusal zekâları üzerine yapılan bu araştırma sonuçları da Goleman’ın tezine benzer çıkmıştı. Gerçekten aralarında ters bir ilişki vardı ve ters ilişki olanların yüzdesi diğer oranlara göre daha fazla idi.  IQ ve EQ üzerine genel kabul görmüş bilgilerin değişeceği aşıkardı, literatür değişmeye başlamıştı…

O halde başarılı olmak için bir değil iki zekâ kavramının da önemi büyüktü. EQ nun önemi gün geçtikçe daha fazla artıyor, farkındalık oluşmaya başlıyordu.

İş yaşamı üzerine etkisi, başarı ve ilişki yönetimi etkisi. Hayata etkisi…

Duygusal zekâ konusundaki çalışmalar, zekâ düzeyleri (IQ) en üst seviyelerde olan bireylerin gerek iş, gerekse özel yaşamlarında neden her zaman en iyi olmadıklarını araştırmakla başlamıştır.

Duygusal zeka kavramı, son on beş yıl içerisinde insan davranışları ve insan beyninin fonksiyonları üzerinde yapılan bilimsel araştırma verilerinin ışığında dünyada gittikçe artan bir ilgiyle kabul görmektedir.

Mayer ve Saloyev’e göre en yalın hali ile Duygusal Zekâ; kişinin kendisinin ve başkalarının duygularını kontrol etme, bunlar arasında seçim yapabilme ve kişinin bu duygularını hayatına yön vermede kullanabilme yeteneğini içeren sosyal zekanın bir tipidir.

Goleman, 1995 yılında yayınlanan “Duygusal Zekâ” adlı kitabında “Duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisi” olarak tanımlıyor.

Goleman’a göre; beynin düşünen parçası, beynin duygusal parçasından ürüyor. Beynin düşünen ve duygusal parçaları genelde yaptığımız her şeyde birlikte çalışıyor ve gerek iş yaşamında gerekse özel yaşamda başarılı ve mutlu olmak, insanların duygusal zekâ becerilerine bağlıdır.

Duygusal zekâ zihinsel bir beceridir. Sadece duygulara sahip olmak değil, aynı zamanda onların ne anlama geldiğini anlamaktır. Duygu kavramı akıl gerektirir ancak kişiyi zihinsel sisteme ulaştıran, yaratıcı düşüncelere meydan veren şey yine duygulardır.

Duygusal Zeka’nın 5 Boyutu vardır;

  • Öz Farkındalık: Kişinin kendi güçlü yanlarını, zayıflıklarını, güdülerini, değerlerini ve diğerleri üzerindeki etkisini bilmesidir.
  • Kendini Ayarlama: Bozucu dürtüleri ve ruh hallerini kontrol altına almak ya da yönlendirmektir.
  • Motivasyon: Başarının kendisinden zevk almaktır.
  • Empati: Diğer insanların duygusal yapılarını anlamaktır.
  • Sosyal Beceri: diğerlerini istenilen yöne yönlendirmek için iyi ilişkiler kurmaktır.

Duygusal Zekâ ve ilişkili olduğu kavramlar üzerine yapılan birçok araştırma mevcuttur;

Bu araştırmalar genellikle duygusal zekanın liderlik becerilerini, iş performansını, iş memnuniyetini ve çalışanların genel başarılarını nasıl etkilediğini değerlendirmektedir.

Duygusal zekâsı yüksek olan kişiler;

Öz Farkındalık: Kendilerini iyi tanırlar. Duygularını ve tepkilerini anlarlar. Zorluklar karşısında güçlü bir öz farkındalığa sahiptirler. Duygusal Kontrol: Duygularını etkili bir şekilde yönetme yeteneğine sahiptirler. Stresle başa çıkma, duygusal patlamalardan kaçınma konusunda beceriklidirler. Empati: Diğer insanların duygusal durumlarını anlama konusunda yeteneklidirler. Başkalarının bakış açılarını anlamaya çalışırlar ve duygusal ihtiyaçlara duyarlıdırlar. Motivasyon: Kendi içsel motivasyonları yüksektir. Hedefleri için çalışırken, zorluklara karşı direnç gösterirler. Başarılarından zevk alırlar. Sosyal Beceriler: İletişim konusunda yeteneklidirler. Güçlü bir sosyal ağa sahiptirler ve iş birliği yapma becerilerini etkili bir şekilde kullanabilirler. Geri Bildirim Alma ve Kullanma: Geri bildirimleri olumlu bir şekilde karşılarlar ve bu geri bildirimleri kendilerini geliştirmek için kullanırlar. Eleştiriyi yapıcı bir şekilde değerlendirme yeteneklerine sahiptirler.

İş hayatına etkisi;

Bu alanda yapılan çalışmalar, duygusal zekaya sahip bireylerin işyerinde daha etkili bir şekilde iletişim kurabildiklerini, problem çözebildiklerini ve liderlik rolünde daha başarılı olduklarını ortaya koymuştur. Aynı zamanda, duygusal zekâ düzeyi yüksek olan çalışanların iş stresi ile daha etkili bir şekilde başa çıkabildikleri ve iş memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür.

Bu tür araştırmalar, iş dünyasındaki profesyonellerin duygusal zekâ becerilerini geliştirmelerinin, bireysel ve organizasyonel başarı üzerinde olumlu bir etki yapabileceğini vurgulamaktadır.

Liderliğe etkisi;

Duygusal zekâ, iş ortamında empati, iletişim, stres yönetimi ve problem çözme gibi becerilerle ilişkilendirilmektedir. Liderlerin empati, iletişim ve stres yönetimi gibi duygusal zekâ becerilerini geliştirmelerinin, takım içi ilişkileri güçlendirdiği ve iş birliğini arttırdığı belirlenmiştir. Bu tür araştırmalar, iş dünyasında duygusal zekanın liderlik kalitesini ve takım dinamiklerini nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Liderlik ve Duygusal Zekâ ilişkisi

Daniel Goleman, yaptığı araştırmalarla duygusal zekâ yeteneklerini iş yaşamındaki faktörlerle eşleştirerek konuyu örgüt yaşamına taşımış ve bugünkü Duygusal Zeka anlayışının temellerini atmıştır.

Değişen zaman içinde liderlik rolü daha fazla duygusal faaliyetler gerektirmektedir. Lider pozisyonunda yer alan birey, sürekli olarak astlarının, müşterilerinin, daha üst düzeydeki yöneticilerinin duygusal talepleri ile kuşatılır. Bu duygusal talepleri fark edebilen, değerlendirebilen ve onlara uygun duygusal tepkiler verebilenler etkin liderler olacaklardır.

Duygusal zekâ, kişinin duygularını tanıma, anlama, yönetme ve başkalarının duygularını anlama yeteneği olarak tanımlanır. Liderlik ise, bir grup insanı bir hedefe doğru yönlendirme ve motive etme sürecidir. Bu iki kavram arasındaki ilişki, liderlerin duygusal zekâ becerilerinin liderlik etme şekillerini ve sonuçlarını etkilediğini açıkça göstermektedir.

Birçok araştırma, yüksek duygusal zekâ seviyelerine sahip liderlerin daha etkili ve başarılı olduklarını göstermektedir. Bu liderler, duygusal zekâ becerilerini kullanarak, takım üyelerinin duygusal ihtiyaçlarını anlar, onları motive eder ve ilişkileri güçlendirir. Ayrıca, stresli durumlarla daha iyi başa çıkabilirler ve çatışma çözme becerileri daha gelişmiştir.

Araştırmalar ayrıca, liderlerin duygusal zekâ becerilerini geliştirebileceklerini ve bu becerileri liderlik eğitimi ve koçluk yoluyla artırabileceklerini göstermektedir.

Son olarak;

Takımlarımızda veya kurumlarımızda çalışanlarımız için motivasyon, öz farkındalık, etkin ilişki ve iletişim, duygusal kontrol gibi alanlarda gelişim göstermeleri istiyorsak neye odaklayanacağımızı belirlememiz kıymetli. içe içe geçmiş ama birbirini besleyen iki önemli kavram; duygusal zeka ve koçluk bize bu noktada rehberlik edeceği benziyor. Bununla beraber bu iki kavramın başarılı bir şekilde yaşatılması akla yine Psikolojik Güven’i getiriyor.

Belki de sık sık sormamız gerekiyor kendimize; “Kurumlarınızda veya takımlarınızda güven’i yaşatmak için duygusal zeka’yı nasıl güçlendirebilirsiniz?” Başarılı olmak ve başırılı takımlar için sormaya devam etmeliyiz: “Duygusal zeka ve Psikolojik güven arasındaki ilişkiyi anlamak ve geliştirmek için nasıl bir koçluk stratejisi izlersiniz?

Cevaplar, içimizde!…


Yorum Yap

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir