İbn-i Sina bir deney yapar; Aynı yaşlarda, aynı kiloda, aynı yemlerle beslenen iki kuzuyu iki ayrı kafese koyar. Bu iki kuzunun tüm şartları eşittir, yan kafese de bir kurt koyar. Ancak bu kurdu kuzulardan yalnızca birisi görebilmektedir, diğeri ise kurdun varlığından tamamen habersizdir. Aradan birkaç ay geçtikten sonra kurdu görebilen kuzu; huzursuz, zayıf ve çelimsiz bir hal alır. Kurt kuzuya bir şey yapmamasına rağmen, kuzunun yaşadığı korku, stres ve kaygı nedeni ile bir süre sonra yaşama yenik düşer. Kurdu görmeyen diğer kuzu ise sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam eder.

İbn-i Sina’nın bu deneyi yapmaktaki amacı zihinsel durumumuzun, duygular ve tutumlar üzerinde etkilerini araştırmaktı.
Bu deney bana bugünkü iş hayatını ve liderlerin sonuca olan etkisini düşündürdü.
Çalışanlar, onları çevreleyen sorumluluklar ve sınırlar, bunun üstüne dışarıdan gelen dolaylı ve direkt stres kaynakları. Yukarıdaki deneye ne kadar da benzer değil mi?
Sorumlulukların ve sınırların belli olmadığı veya dışarıdan gelen baskının stres kaynaklarının yönetilemediği bir ortamda verimden ve bağlılıktan söz etmek mümkün olamaz.
Kuşkusuz böyle bir ortamda akla gelen ilk soru; Lider nerede? olacaktır.
Vuca Dünyasında Liderlik beklentileri
Değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak (VUCA) bir dünyada şüphesiz ki lidere çok şey düşüyor.
Klasik liderlik anlayışları günden güne değişiyor. Kurumlar ve çalışanlar liderden artık çok daha fazlasını bekliyor. Liderlik, sadece yöneten ve yönlendiren bir otorite olmaktan çok, ekibin potansiyelini ortaya çıkaran ve iş birliği ile başarıyı hedefleyen hem kuruma hem de aynı zamanda çalışana fayda sağlayan bir süreç olmaya gidiyor.
Peki, Kurdu Gören Kuzunun İhtiyacı Nedir?
Sadece lider için değil, çalışan için de değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak bir dünya var. Kaygı ve stres kaynaklarının arttığı bir dünyada fayda üretmek, verimli olmak ve hedeflerine koşmak isteyen çalışan için yapılması gereken ilk şey neye ihtiyacı olduğunu fark ettirmek.
Yapılan araştırmalara göre çalışanlar; değer veren, açık iletişim kuran, güven ortamı sağlayan, fırsatlara önem veren, değişime ve gelişmeye açık liderler ile çalışmak istiyor.
Her şey Farkındalık ile başlıyor;
“… çalışan için yapılması gereken ilk şey neye ihtiyacı olduğunu fark ettirmek” demiştik, peki bu farkındalığı bir lider nasıl sağlayabilir?
Lider’in can simidi nedir niye sorsanız size kesinlikle Koçluk olmalı derim.
Koçvari liderlik, liderin ekibiyle bireysel ve kolektif potansiyellerini keşfetmelerine, geliştirmelerine ve hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olma odaklı bir yaklaşım. Bu liderlik yaklaşımı, koçluk prensiplerini benimseyerek empati, güven ve rehberlik esaslarına dayanır. Lider, ekibiyle iş birliği yaparak onların kişisel ve profesyonel gelişimine katkıda bulunur.

Peki Lider, Nasıl Yapar bunu?
Koçvari liderlik, empatiyi temel alır. Lider, çalışanların ihtiyaçlarını anlamak ve duygusal bağ kurmak için empatik iletişimi kullanır. Bu, güven ortamını oluşturarak ekip içindeki iletişimi güçlendirir.
Koçvari lider, sadece emir veren değil, aynı zamanda rehberlik eden bir rol üstlenir. Çalışanlara destek sağlamak, onların kendi potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olmak liderin önceliklerindendir. Ekip üyelerinin yeteneklerini tanıma ve geliştirme, koçvari liderliğin önemli bir parçasıdır. Koçvari lider, güvene dayalı bir liderlik modelini benimser. Sorumlulukları delegelerken, ekip üyelerine güven duyar ve onlara sorumluluk verir.
Kurdu kafesten kaçıran, değişimin iki güçlü oyuncusu: Koçvari ve Çevik Liderlik
Çevik liderlik ve koçvari liderlik, iş dünyasında farklı yaklaşımları temsil eder.
Ancak bir organizasyonun ve çalışanlarının başarılı olabilmesi için bu önemli iki yaklaşımın ideal bir dengede olması gerekir.
Çevik liderlik, belirsizlik ve karmaşıklıkla başa çıkabilme becerisini vurgularken, hızlı karar alma, esneklik ve takım uyumunu teşvik etmeyi de barındırır. Koçvari liderlik ise, çalışanların duygusal ihtiyaçlarına odaklanırken, çalışanlarıyla güçlü bir bağ kurar, onları anlar ve destekler.
Bu iki liderlik tarzı birbirini her zaman tamamlayacaktır. Çevik liderlik, değişen iş ortamına uyum sağlamada etkili olurken, koçvari liderlik, çalışanların motivasyonunu ve memnuniyetini arttıracaktır. Bu denge, organizasyon içinde etkili iletişimi ve sürdürülebilir başarıyı beraberinde getirmiş olacaktır.
Fixed Mindset’ten Growth Mindset’e..;
Değişimin çok hızlı gerçekleştiği bir dönemde zihniyetlerimizin de aynı hızla değişmesi her zaman kolay gerçekleşmiyor. Ancak bu hıza ayak uydurmak imkansız değil elbette. Çalışanların sahip olduğu yeteneklerin değiştirilebilir ve geliştirilebilir olduğunun farkında olmasını sağlamak kurumlar ve liderler için bu anlamda büyük önem taşıyor.
Zira Gelişim Zihniyetine sahip olan çalışanlar zorlukları daha çok onları geliştirebilecek fırsatlar olarak görecek, başarısızlıklar karşısındaki tutumları vazgeçmek değil, ‘bir dahakine daha farklı ne yapabilirim’ sorusunun cevabını arayıp bulmak olacaktır.
Kafesteki kuzu için; Psikolojik Güven’in önemi;
Psikolojik güven, en yalın ifade ile korkmadan endişelenmeden fikrini şeffaf bir şekilde paylaşabilmeyi ifade eder. Kafesteki kuzu endişelerini zamanında dile getirebilseydi sonuç sizce ne olurdu?
Yapılan araştırmalar Güven ortamında çalışanların daha verimli ve yaratıcı olduğunu gösteriyor.
Lider; Risk alabilme, cesaret gösterebilme, kendini rahat bir şekilde ifade edebilme imkânı verdiğinde, İşleri her zaman bir öğrenme süreci olarak değerlendirdiğinde, hata yapılabilecek olduğunu bilerek limitlerin farkında olduğunda ve merak uyandırdığında psikolojik güven ortamını sağlamış olacaktır.
Ve evet, kuzunun kaygısı, kurdun varlığı ve bunların sonuca olan etkisi biraz da Liderin elinde.
Mevlana’nın da dediği gibi “Yaralarımız Işığın içeri girdiği yerdir”.
Belki de Lider’in artık en önemli rolü yarayı buldurmak ve ışığı doğru yere tutmak olacaktır.
Ne dersiniz?

Parkinson Yasası ve Çevik Yaklaşım Çözümleri
İş Hayatında Davranışların Gücü: Transaksiyonel Analiz
Liderlik Sanatında Yeni Bir Yaklaşım: “Koçvari Liderlik”
Yapıcı Döngüler için Etkin Geri Bildirim Modelleri
POMODORO TEKNİĞİ: Zamanı Planlamak İçin Etkin Bir Araç
DUYGUSAL ZEKA : Başarı İçin Önemli Bir Araç